Prigojin’den sonra Wagner nereye?

Doç. Dr. Murat Aslan, Wagner lideri Yevgeniy Prigojin’in ölmesinin Rusya’nın iç ve dış politika dengelerini nasıl etkileyeceğini AA Analiz için kaleme aldı.

***

Yevgeniy Prigojin’in Moskova civarında uçağının düşmesi ve ölümü pek çok kişi tarafından “Putin’in intikamı” olarak algılandı. Bu algının nedenlerinden biri de geçmişte yaşanmış benzer olaylar. Mart 2018’de İngiltere’de eski bir Rus istihbarat servisi çalışanı Sergey Skripal ve kızı Yulia bir sinir kimyasalıyla zehirlenerek hayatlarını kaybetmişti. Muhalif lider Aleksey Navalny ise Ağustos 2020’de benzer bir kimyasal maddeyle zehirlenmişti. Öte yandan Rusya’nın kirli işlerini, açık veya örtülü müdahalelerini ‘ücreti mukabilinde’ icra eden Wagner liderleri Yevgeniy Prigojin ve Dmitriy Utkin’in durumu biraz farklı.

Skripal devletine ihanet etmiş bir İngiliz ajanıyken Navalny, Putin’in siyasi muhalifi. Prigojin ve Utkin ise Rusya Silahlı Kuvvetleri’ni ikame eden iki girişimciydi. Bu iki ismi farklı kılan husus öncelikle Rus milliyetçisi çizgilerdi. Diğer bir ifadeyle Rus halkı ve milliyetçileri nezdinde ‘adanmışlıkları’ takdir ediliyordu. Ayrıca Suriye, Libya ve Afrika’nın Sahel bölgesinde Rus ‘ali’ çıkarlarına hizmet edip Ukrayna’da Rus yöneticilerin aczini seslendirmeleriyle cesaretlerini sergilemiş, prestijlerini artırmışlardı. Ancak Rusya harp meydanındayken, sebebi ne olursa olsun, cepheyi terk etmeleri ve Moskova’ya ‘adalet yürüyüşüne’ başlamaları affedilebilecek bir eylem değildi.

Normalde özel askeri şirketin veya askerin cephede nümayiş çıkartması halinde divanıharp kurulur ve isyan edenin veya askeri isyana teşvik edenin savunması dinlenir. Sonuçta ‘kurşuna dizme’ cezası verilmişse infaz görünür bir şekilde icra edilir. Ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Wagner’in isyanında Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko’yu devreye sokmayı ve Wagner’le anlaşmayı tercih etmişti. Rusların Wagner’i Belarus’a gönderirken çalışanlarına seçenek sunmuş olması pek beklenen bir durum değildi. Anlaşma kapsamında Wagner çalışanlarına Belarus’a gitmek, Savunma Bakanlığına katılmak veya evlerine dönmek seçenekleri verilirken Wagner’in Afrika’da faaliyetlerine devam etmesine izin verilmişti.

Prigojin’in ölümü sonrası Rus cephesinde olası gelişmeler

Prigojin ve ortağı Utkin’in ölümü sonrası Wagner’e ne olacağı özellikle Batılı ülkelerde en çok merak edilen konu. Suriye ve Libya’da halen aktif olan Wagner’den, Nijer’de General Omar Tchiani’nin darbesi sonrasında Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) teşvikli Batı Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) müdahalesine karşı medet umuluyordu. Diğer bir ifadeyle Batı kulübünün çıkarlarına ‘çomak’ sokmak için Rusya’nın hazır kuvveti Wagner’di. Prigojin sonrası Rusya’nın Wagner boşluğuna karşı doğal olarak tedbir geliştirmesi ve muhtemel gri bölgeleri önlemesi beklenmeli. Wagner’i dönüştürmek, yeni bir askeri şirket kurarak Wagner’in aldığı ihaleleri devretmek ve Rus Özel Kuvvetlerini devreye sokmak alternatifler arasında bulunuyor. Bu seçeneklerden ilki Wagner’in mevcut çalışanlarının rızasını, ikincisi Wagner’in tasfiyesini ve yeni bir ‘Prigojin’ yaratılmasını, üçüncüsü Batılı ülkelerin vekili olan unsurlarla doğrudan angajmana girilmesini gerektiriyor. Muhtemelen bir ve ikinci seçenekler arasında kalacak olan Putin, durumun dikte ettiği şartlara uygun ve esnek bir tavır alacak.

Akıllara gelen bir diğer konu ise bu olay sonrası Rusya’da Putin’e tepkinin ne olacağı? Rusya’da medyanın tamamen devlet kontrolünde olması ve güvenlik güçlerinin anlık müdahaleleri nedeniyle bir sessizlik süreci zaten mevcut. Nitekim Ukrayna’ya müdahale edilmesine karşı çıkanların polis tarafından derhal derdest edilmesi hala hatıralarda. Prigojin’in ölümü de muhtemelen aynı sessizlik sürecine tabi tutulacak. Ancak Prigojin ve Wagner’in ufak bir farklılığı var. Bu kişi ve oluşumlar para karşılığında olsa da Rusya için hayatlarını feda etmeye hazırdılar. Kendilerini savunurken de Rusya’daki yönetim zafiyetine dem vurdular. Dolayısıyla Rus gençliği ve Ortodoks Kiliseye sadık Rus milliyetçileri arasında orta vadede bir dip dalgası beklemek gerekir. Wagner’e ait ikonların sembollerin satışındaki patlama da dip dalganın zaten başlamış olduğunu gösteriyor.

Wagner’in Belarus’a sürgün edilmiş unsurları, dikkate alınması gereken diğer bir husus. Bu kişilerin artık profesyonel bir meslekten ziyade duygusal yoğunluk yaşadıkları görülüyor. Ukrayna’da artabilecek Rus zayiatı ve muhtemel bir geri çekilme Wagner üyelerinin duygu yoğunluğunu Rus kamuoyuna yansıtabilir. Nitekim Rus devletine değil, ancak Rus yöneticilerine yönelik ‘tavır’ ortaya koyma, ‘yalnız kurtlar’ aracılığıyla münferit eylemler veya organize bir şekilde Moskova’da sınırlı eylemler söz konusu olabilir. Bu seçeneklerden ilk ikisi Rus kamuoyuna mesaj verme gayreti taşırken, üçüncüsü Putin’le köprüleri yıkmayı gerektiriyor. Prigojin’in geride bir C planı bırakma olasılığı nedeniyle Wagner’in çok yakın bir gelecekte Putin’in kontrolündeki Rus derin devletiyle mücadeleye girmesi mümkün. Ancak böyle durumlarda Putin ve Wagner’in karşılıklı atabileceği adımların mukayeseli değerlendirilmesi gerekiyor. Nihayetinde, Putin’in sert ve akıllı tavrıyla derin devlet tecrübesi bu tür dalgaları kısa ve orta vadede engelleyecek nitelikte.

Ukrayna-Rusya savaşında ne olur?

Prigojin’in ölümü sonrasında Ukrayna-Rusya savaşında yaşanabilecek gelişmeler de önem arz ediyor. Wagner’in zaten cepheden çekilmiş olması nedeniyle Ukrayna’da durağanlaşan ve mevzi harbine dönen çatışmalar Prigojin’in ölümüyle çehre değiştirecek değil. Ancak Rus milliyetçiliğine derinden bağlı alt kademe Rus askerlerinin moral ve motivasyonu için aynı şeyleri söylemek zor. Şüphesiz Rus askerleri için cepheyi terk etmenin emsal sonuçları Prigojin’le görülmüş oldu. Ancak Putin’in dikte ettiği savaşta, gerçekleri haykıran Wagner’in akıbeti Rus askerinin yavaştan savaşı sorgulamasına neden oldu. İşte o sorgulama, Ukrayna’nın askeri stratejisine bağlı olarak, savaşın kaderini etkileyebilir. O halde, Rus askeri ve siyasi liderliğinin bugünden itibaren Rus halkına ve askerlerine savaşa kendilerini verebilmeleri için bir başarı hikayesi sunması gerekiyor. Şüphesiz bu başarı hikayesi siyasi, dini ve milliyetçi söylemlerle bezenmiş olmak zorunda.

Orta Doğu ve Afrika politikasına olası etkiler

Ukrayna gibi Rusya’nın Afrika, Suriye, Libya gibi kriz bölgelerinde durumunda değişiklik beklemek gerçekçi değil. Rusya’nın NATO’yu Afrika’da çevreleme politikası yeni değil. Nijer, Mali, Sudan gibi Sahel ülkelerinde zaten eyleme geçilmişti ve Batılı şirketlerle askerler bu ülkelerden çıkartılıyordu. Her ne kadar dere geçerken at değiştirilmiş olsa da Rusya’nın Afrika politikası muhtemelen aynı tempoyla devam edecek. Rusya’nın hesabı Ukrayna’yı Batı kamuoyunun gündeminden düşürmek. Batılı ülkelerin Ukrayna savaşıyla değişen öncelikleri dikkate alındığında, Afrika’da yeni bir durum yaratmak Ukrayna’yı da öncelik olmaktan çıkarabilir.

Suriye’de ise durum biraz farklı. Ukrayna savaşıyla sıkışan Rusya, Suriye’de daha düşük bir profil sergiledi. Orada oluşan boşluğu da İran doldurdu. Muhtemelen Ukrayna savaşı devam ettikçe bu resim değişmeyecek. Rusya için Suriye’deki asıl tehlike ABD ve Avrupalı devletlerin nükleer program ve petrol/gaz karşılığında İran’la anlaşması olacaktır. İran yaptırımların kaldırılması karşılığında Batı’yla anlaşırsa büyük kazanımlar elde edebilir. Bu durumda Rusya, Suriye’de İran’ı Türkiye’yle dengelemek gibi bir seçeneği ön plana çıkartabilir. Bu anlamda Suriye’de Wagner aslında bir parametre değil.

Libya ise çok farklı bir konu. Türk askerinin Libya’da devreye girmesi ve dengeleri değiştirmesiyle Halife Hafter’in bağımlı hale geldiği Wagner, Sirte petrol hilalini ve stratejik Jufra kentini kontrol ediyor. Rusya’nın buradaki önceliği Afrika’nın Sahel devletlerine Libya’nın doğusu üzerinden kapı aralamak ve Libya petrolünden pay almaktır. O halde, Rusya’nın Libya’yı terk etmesi beklenmemeli. Trablus ve Bingazi’yle ufak tavizlerle uzlaşarak bir geçiş dönemi yaşanması Rusya’nın çıkarına olacaktır. Tabii bu noktada Batılı devletlerin Libya Başbakanı Abdülhamid Dibeybe ve Halife Hafter üzerinde nasıl bir baskı kurabileceğine dikkat etmek gerekiyor. Muhtemelen Libya’da siyasi sürecin hızlandırılması ve seçimlerin kısa zamanda icra edilmesi Batı’nın önceliği olacak. Wagner’i Libya’dan tasfiye etme süreci boyunca Libya’da seçimlerin yapılamaması ve statünün korunması ise Rusya’nın çıkarına olacak.

Sonuç olarak, Prigojin öldü. Wagner tasfiye ediliyor ve Rusya hem içeride hem de dışarıda kendine çekidüzen vermek zorunda. Kesin olan şu ki bir geçiş dönemi zaten başlamıştı. Bu süreç kısa zamanda sonlanacak. Ancak etkileri geniş bir coğrafyada hissedilecek. O takdirde Rusya’nın aslında Putin’in atacağı adımlara ve Batılı ülkelerin mukabelelerine dikkat etmek gerekiyor. Bu mukabeleler etki-tepki şeklinde olursa Putin kısa zamanda durumu toparlayabilir. Ancak Batı’nın provokatif tutum sergileme tercihi ve Wagner’in karşıt adımları Putin’i zorlayabilir. O halde son soruyu şöyle sormak gerekir: Batı, Wagner’e el atıp Putin’e karşı kullanmak isteyebilir mi?

[Doç. Dr. Murat Aslan, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA Kıdemli Araştırmacısıdır.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir