Burdur Devlet Hastanesi’nde iki yıl önce gerçekleşen diyaliz tedavisi sonrası, üç hasta hayatını kaybetmiş ve 33 kişi hastalanmıştır. Olayla ilgili yürütülen soruşturma tamamlandı; ancak savcılık, adli tıp raporlarını gerekçe göstererek sağlık çalışanları hakkında dava açılmasına gerek olmadığına karar verdi. Mahkeme, olayda “illiyet bağı yok” diyerek dosyayı kapatmış durumda.
Sürecin başlangıcında toplamda 30 mağdur yakını dosyaya dahil edilirken, 15 dosyada ölüm ve yaralanmalar arasında sorumlularla bağ kurulamadığı gerekçesiyle işlem yapılmaması büyük bir tepki doğurdu. Mağdur aileleri, “Ölümler yaşandı ama sorumlu yok. Üç canın hesabı sorulmadı” diyerek verilen kararı kabul etmediklerini ifade etti.
Antifriz iddiaları, 25 Mayıs 2024’te diyalize giren hastaların tedavi sonrası evlerine döndüklerinde geçirdikleri rahatsızlıkların ardından gündeme gelmişti. Baş dönmesi, mide bulantısı ve bilinç bulanıklığı gibi belirtilerle hastaneye başvuran 33 kişi, bazıları yoğun bakıma alınarak tedavi edildi. 70 yaşındaki Mustafa Demir, 88 yaşındaki Saniye Aksöz ve 67 yaşındaki Amina Abaj Jama bu olayda yaşamını yitirdi. Olay sonrası diyaliz su sisteminde antifriz olduğu iddiaları ortaya atılmış, Sağlık Bakanlığı olaya el koyarak diyaliz merkezini kapatmış ve soruşturma başlatmıştır. Ancak sorumlularla ilgili net bir sonuca ulaşılamadı.
Adli Tıp Kurumu’nun raporunda, ölümler ile diyaliz tedavisi arasındaki illiyet bağının bulunmadığı ifade edildi. Mahkeme de bu raporu esas alarak dosyayı kapattı. Öte yandan, bazı hastalarda ‘etilen glikol’ tespiti yapılırken, diğerlerinde bu maddeye rastlanmadığı için ölümler ve yaralanmalar arasında bağ kurulmadığı belirtildi. Savcılık, diyaliz ünitesinde yaşanan olayla ilgili dört sanık hakkında “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçlamasıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.
Aileler ve avukatlar, yaşananların bir ihmal zinciri olduğu görüşünde birleşiyor. “Zehirlenme yoksa bu insanlar neden yoğun bakıma alındı? Üç kişi neden hayatını kaybetti?” gibi sorular gündeme geliyor. Hasta yakınlarından biri, “İki yıl geçti, dosya kapandı. Üç kişi hayatını kaybetti, onlarca hasta etkilendi ama sorumlu yok. Öfkemiz büyük. Üç canın hesabı sorulmadı. Hukuki mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.
İki yıllık hukuki sürecin sonunda gelen kararı kabul etmeyen hasta yakınları, “Ölenlerin zehirlenmeden mi yoksa başka bir nedenle mi hayatını kaybettiğini hâlâ bilmiyoruz. Dosya kapatıldı ama ölümlerin sayısı daha fazlaydı. Herkes çok sinirli ve tepkili. Üç canın hesabı sorulmadı. Bu mücadele devam edecek” şeklinde konuştu.