CHP’nin yurt dışı örgütlerinden Kılıçdaroğlu’nu kızdıracak yanıt: Sizinle yol arkadaşı olmayı reddediyoruz

CHP Yurt Dışı Birlik Başkanları, 16 Haziran 2026 tarihinde Kemal Kılıçdaroğlu tarafından gönderilen mektuba ilişkin ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada, parti içi tartışmalar, yönetim anlayışı ve örgüt iradesine yönelik uygulamalara dair dikkat çeken ifadeler yer aldı.

Yurt dışı örgüt temsilcileri, mektupta kullanılan “yol arkadaşı” hitabını reddettiklerini belirterek, parti içinde yaşanan süreçlere sert eleştiriler yöneltti.

“BİZ TERCİHİMİZİ YAPTIK”

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bugün artık sessiz kalma günü değildir.
Öncelikle, bizlere “Değerli Yol Arkadaşlarım” hitabıyla mektuba başlamak için; baba ocağımıza polis ile, gaz bombası ile, plastik mermi ile, cop ile girmemek gerekiyordu. Dolayısıyla, Kemal Kılıçdaroğlu ile “yol arkadaşı” olmayı reddettiğimizi açıkça belirtmek isteriz. Zira bizler için “yol arkadaşlığı” yukarıda saydıklarımız ile asla bağdaşmamaktadır.

Ayrıca, seçilmiş milletvekillerini partiden uzaklaştırma çalışması, örgüt emekçilerini disiplin süreçleriyle karşı karşıya bırakması ve parti içerisinde yeni ayrışmalar yaratması; söz ile eylem arasındaki derin çelişkiyi bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Bizim için “yol arkadaşlığı” bir hitap şekli değildir.

Yol arkadaşlığı; zor zamanda örgütün iradesine saygı duymaktır.
Yol arkadaşlığı; milyonlarca CHP’linin emeğine sahip çıkmaktır.
Yol arkadaşlığı; halkın umudunu büyütmektir.

Cumhuriyet Halk Partisi, hiç kimsenin kişisel kariyer planlarının, geçmiş hesaplaşmalarının veya koltuk mücadelelerinin aracı değildir.

Cumhuriyet Halk Partisi; Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası olarak, iki milyonu aşan üyeleriyle, milyonlarca seçmeniyle halkın partisidir.

Bu büyük çınarın geleceği; kapalı kapılar ardında alınan hukuksuz kararlarla değil, örgütün ve üyelerin iradesiyle belirlenir.

Bugün herkes kendisine şu soruyu sormalıdır: Bizim yol arkadaşımız kimdir?

Yıllarca CHP’yi iktidara taşımakta başarısız olmasına rağmen, gerek Türkiye’de gerekse uluslararası alanda evveliyatı olmayan, “Mutlak Butlan” kararı ile Cumhuriyet Halk Partisi’ni maruz bırakan mı?

Yoksa CHP’yi Türkiye’nin birinci partisi haline getiren, halkın umudunu yeniden ayağa kaldıran, meydanlarda milyonları buluşturan değişim iradesi mi?

Bizim cevabımız nettir.
Bizler, halkın desteğini büyütenlerin yanındayız.
Bizler, örgüt iradesinin yanındayız.
Bizler, değişimin yanındayız.
Bizler, Seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in yanındayız.
Bizler, Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun yanındayız.

Bugün mesele yalnızca bir genel başkanlık tartışması değildir.
Bugün mesele; Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceğinin hangi anlayış tarafından şekillendirileceği meselesidir.

Bu nedenle, yurt dışındaki tüm birlik başkanları, örgüt temsilcileri ve parti emekçileri olarak duruşumuzu açıkça ortaya koymayı önemsiyoruz.

Çünkü sessizlik tarafsızlık değildir. Sessizlik de bir tercihtir. Sessizlik de bir taraftır.

Tarih, bu dönemde kimlerin örgüt iradesinin yanında durduğunu, kimlerin değişime sahip çıktığını ve kimlerin sessiz kalmayı tercih ettiğini mutlaka yazacaktır.

Biz tercihimizi yaptık.

Atatürk’ün kurduğu partinin geleceğinin yanındayız.
Demokrasinin yanındayız.
Örgüt iradesinin yanındayız.
Sayın Özgür Özel’in yanındayız.
Sayın Ekrem İmamoğlu’nun yanındayız.

Tarihin doğru tarafında duran tüm yol arkadaşlarımıza selam olsun.”

KILIÇDAROĞLU NE DEMİŞTİ?

Kemal Kılıçdaroğlu, “Değerli Milletvekili, Sevgili Yol Arkadaşım” hitabıyla başladığı mektubunda CHP’nin Atatürk’ün devrimci mirasını taşıyan köklü bir siyasi yapı olduğunu belirtmiş, partinin kurumsal kimliğinin tüzük ve grup içi yönetmeliklerle korunması gerektiğini ifade etmişti. Kılıçdaroğlu, mektubunda ayrıca “kişisel hesapların değil kurumsal disiplinin öne çıkması gerektiğini” iddia ederken CHP’nin “milyonlarca yurttaşın umudu olduğunu”, “dağınıklığa izin verilemeyeceğini” ve “parti içinde birlik ruhunun korunması gerektiğini” söylemişti.

“HİÇBİR KARİYER PLANININ PARÇASI OLMAYACAĞIZ”

Yurt dışı örgüt temsilcileri ise özellikle örgüt iradesi, disiplin süreçleri ve parti içi tasarruflara dikkat çekerek, mevcut sürecin “söz ile eylem arasındaki uyumsuzluğu derinleştirdiğini” ileri sürdü. Açıklamada, CHP’nin “hiçbir kişisel kariyer planının parçası olamayacağı” vurgulanırken, karar süreçlerinin kapalı kapılar yerine üyelerin iradesiyle şekillenmesi gerektiği ifade edildi.

Taraflar arasındaki karşılıklı açıklamalar, CHP’nin yurt dışı örgütlenmelerinde de görüş ayrılıklarını görünür hale getirirken, parti içi tartışmanın önümüzdeki günlerde daha da derinleşebileceği belirtildi.